Emine A. Vezaj
“…bizi tarih birleştirmektedir; İslam ve kültür”.
Alaud-din Medresesi (Priştine ve Prizren) son sınıf öğrencileri öğretmenleriyle birlikte Türkiye’ye kültür, eğitim ve tanıtım içerikli bir geziyi gerçekleştirdik. Türkiye gezimiz bu yarı baharın ilk günlerinde güzel bir şekilde organize olmuş. Misafir olduğumuz yer, arnavutların en iyi komşusu.
Bu heyetin amacı Türikeye’yi ziyaret etmek ve oradaki insanların tarih ve durumularının daha yakından tanımaktı. İlk başta, Kosovadan gelen misafirler en dostça bir şekilde Tekirdağ valisi tarafından sayın Aydın Nezih tarafından karşılandı. Kosovadan gelen mezunlar, Türikeye’de iki hafta bulunma ve gezme imkanına sahip idiler. Heyet, modern teknolojinin yeri olarak bilinen Tekirdağ’da, hem milli mücadelenin yıllarca yaşandığı ve verildiği bir yerde-meşhur Çanakkale Savaşının gerçekleştirildiği bölgesinde bulundular.
En başta, şunu hatırlatmakta fayda var, arnavutlar türk tarihinde daha doğrusu Osmanlı Hanedanlığı esnasında kırk beş tane sadrazam vermiş bir millettir. Kosova vilayeti ise bu güçlü ülkeye ilim adamlarını vermiş bir yer olarak biliniyor, bunların başında Şemsettin Sami ve Mehmed Akif Ersoy bulunulmaktadır. Ayrvca Çanakkale savaşında, Kosova’dan nice erler katılmış ve buralarda şehid düşmüş binlerce insanlarımız vardır. Tespit edilmemiş istatistik verilerine göre bugün Türikeye’de dört milyona yakın arnavutun yaşadığını söylenmektedir. Balkanlardan göç etmiş arnavut halkı, Türikyenin değişik bölgelerinde hayatlarının sürdürmektedirler, çoğunluk ise İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi büyük şehirlerde yaşamaktadır. Tabii ki büyük çoğunluk Istanbulda yerleştirilmiştir; genelde Zeytinburnu, Bayrampaşa, Alibeyköy, Kadiköy ve Ümraniye gibi semtlerde bulunulmaktadırlar.
Türk ve arnavut halkı birbirlerini çok yakın hissederler. Bu iki halk birbirinin kardeşleridir.Türkiyeye ilk gelen nesil hala dil ve geleneklerine sahiptirler, bunu biz Istanbulun çarşı ve değişik merkezlerinde gezerek gördük, bu gibi yerlerde arnavutçanın da konuşulduğunu (az da olsa) görebildik. İki balkan halkı olarak tanınan bu komşu ve birbirine yakın gören milletler, uzun bir zaman dilimi içerisinde aynı tarihe sahiptirler. Bugünlerde bile bu yakınlığı dil olsun veya değişik alanlarda olsun görebilmekteyiz, Tekirdağ’ın sokaklarında gezerken halkın “arnavut kaldırımı” ve “arnavut ciğeri” gibi söylemlerini kullandığnı gördük, aynı anlayış Kosovada da mevcuttur ve bunu insanların güncel olarak kullanılan türkçe kelime ve ifadelerinden anlamak mümkündür.
Bu iki hafta bulunduğumuz süre içerisinde hep şu soru aklımıza devamlı gelmekteydi: acaba Türk halkı bizi nasıl tanıyor ve tanıtıyor; şunu öğrendik, türk anlayış ve düşüncelerinde arnavutların tanıtımı genelde iyi ve olumlu sözlerle ifade edilmekteydi. Bir arnavut bir türkün gözünde şöyle algılınmıktıydı: mert, ahde vefa, inatçı, aileye bağlı, türk milletiyle bütünleşmiş vb.
Arnavut halkı onlara yapılmış olan iyiliği hiçbir zaman unutmaz ve onu yok etmez. Türkiye ziyaretimiz esnasında gerçekten çok güzel bir karşılama ile karşılaştık, kendimizi evlerimizdeki gibi rahat ve sevinçli hissediyorduk. Bu esnada şunu da öğrenmiş olduk, arnavut ve türk halkını beraber tarihin dışında başka benzerliklerin de bulnulduğunu gördük. Bunların başında Islam inancı gelir, ondan sonra da kültür anlayışı, medeniyet vb. Zaten Kosovanın içinde o büyük Osmanlı medeniyetin eserlerini bugünlerde de Kosovanın içinde görmek mümkündür; camiler, saraylar, hamamlar, çarşı ve benzeri eserler. Oysa biz, kendimizi Türkiyenin çok muşerref olmuş misfairler olarak bulduk, mücadelenin Çanakkalesinde, öyle bir yerde ki o şanlı şehidlerin arasında Ksovanın bir çok bölge ve yöresinde gelip de orada şehit olmuş nice ismler vardı. Bunlar vazgeçilmez bağlarımızdır, her ne kadar geçmişle alakalı olduklarını gözükse de bugünlerde de etksini ve yakınlığını hissetirmektedirler. Türkiye Kosovanın bağmsızlığını dünya ülkeleri arasında ikinci devlet olarak tanıdı. Bunun yanında Kosova vatandaşlarına vize uygulamasının ilk çeken ülke Türkiye olmuştur ve Kosova halkına bu ülkeyi ziyaret etmelerini sağlamıştır. Buna ilaveten Türkiye bugünlerde Kosovada değişik sosyo-kültürel, ekonomik alanlarda en büyük yatırım ve hizmetlerini de yapmaktadır.
Bize bu gibi yerleri geniş bir şekilde tanıma fırsatı veren ve imkan sağlayan kişi tabii ki Tekirdağ valisi sayın Aydın Nezih Bey’dir ve ona çok çok muüteşekkiriz, bizi gerçekten dostça ve en misfairperver bir yerde ağırladı. Bize Tekirdağ’dan ve Türkiyeden en güzel hatıra ve tecrübelerimizle Kosovaya dönmemize sebep olan kişi olmuştur sayın Nezih Bey. Kalbimizden teşekkür ederiz size ve orada bütün çalışanlara, misafirperverliğinize, sıcaklığınıza, kereminize gerçekten her şey çok güzel oldu. Çok güzel tertiplenmiş ve tasarlanmış iki haftalık bir geziydi, tabii ki de çok başarılı oldu. Ümit edelim ki bu iki halk her zaman bu yakın ilişki ve irtibatlarının her zaman böyle sürdürür ve bu iki ülkenin insanları birbirini daha iyi tanır, aynı zamanda ümit ediyoruz ki Tekirdağ ve bizim şehrimiz Prizren kardeş şehirler olur. Prizren Kosovanın en güzel şehri olup, tarihi ve kültürel eserlerin en çok bulunduğu bir yerdir. Bundan sonra sizi Prizrene bekliyoruz.
Vërejtje:
Breziiri.com e mban të drejtën e fshirjes së të gjitha komenteve që nuk i përmbahen temës së artikullit dhe që thyejnë rregullat e komunikimit.
Ju falemnderit për mirëkuptim!